Bağımsız bir bilimsel disiplin olan kristalografi, 1960’ lı yıllara kadar Türkiye’de gerçek anlamda kendini gösterememiştir. Genelde, üniversitelerde jeoloji ve mineraloji alanında eğitim gören öğrencilere, kristal geometri ve kristal optiği ile ilgili bilgiler verilerek, bu bilgiler ışığında kristalin malzemelerin mikroskopik açıdan incelenebilmesi sağlanmıştır. Üniversitelerin bazı bölümleri ile Maden Tetkik ve Arama (MTA) Enstitüsü’nde bulunan sınırlı sayıda X-ışını toz kırınımmetreleri kullanılarak yapısı bilinmeyen örneklerin yapısı tanımlanmaya çalışılmıştır. Fizik ve kimya bölümlerinde hem kristal simetri, hem de kristallerin fiziksel ve kimyasal özellikleri konusunda dersler verilerek daha ayrıntılı yapı analizlerine geçiş sağlanmıştır.

1960’ lı yılların ortasında Ankara Üniversitesi’nden Ali Fuat Cesur, tek kristal fotoğrafik veri toplama tekniğinin kullanıldığı bir X-Işını laboratuvarı kurmuştur. 1970 yılında, yapısal araştırmalar için, Dinçer Ülkü önderliğinde yeni bir X-ışını laboratuvarı, Hacettepe Üniversitesi’nde kurulmuştur. İlk deneysel donanım, 5kW güce sahip X-ışını jeneratorlü, çift tüplü GE-SPG2 Spektrogonyometre olmuştur. Bu sistemde, toz kırınım deneyleri ile ilgili veriler, orantılı sintilasyon sayacı kullanılarak, tek kristal kırınım deneyleri ile ilgili veriler ise Wiessenberg ve Buerger kameraları ile fotoğrafik olarak kaydedilmekteydi. İlk kurulumundan günümüze kadar bu laboratuar çalışanları, ülkemizde X-ışını kristalografi konusunda liderlik yapmıştır. 1992 yılında laboratuvar donanımları arasına katılan yeni 4-çemberli (CAD-4) kırınımmetre ile gelişmiş veri toplama olanağına kavuşulmuştur. Böylece, başarı ile sonuçlandırılan çok sayıda analiz sonuçları, uluslararası bilimsel dergilerde basılmış, ülkemiz genç araştırmacılarını, yüksek lisans ve doktora tez çalışmalarını kristalografi konusunda yapmaya yönlendirmiştir. 1999 yılında bir döner anot x-ışını jeneratörü de yine aynı bölümde, kullanılmaya başlanmıştır.

Hacettepe Üniversitesi’nde yüksek öğrenimlerini X-ışını kristalografi konusunda tamamlayan kristalograflar, gelen talepler doğrultusunda ülkemizdeki diğer üniversitelerde akademik kadrolara atanmışlardır. Hacettepe Üniversitesi’nde olduğu kadar, kristalografi konusunda yeni gelişmelere ve araştırmaların ivmelenmesine odaklanan bu üniversitelerin başında Ondokuzmayıs, Erciyes, Dokuz Eylül ve Atatürk Üniversiteleri sayılabilir. Böylece, ülkemizin pek çok üniversitesinde X-ışını tek kristal ve toz kırınım analizlerinin yapılabileceği modern sistemler kurularak yapılan analizler, ülkemizin tanınırlığını da artırmıştır. Ayrıca, bazı üniversitelerde ve araştırma merkezlerinde malzeme bilimi konusunda araştırmalar yapan bilim insanları x-ışını laboratuvarlarında farklı x-ışını tekniklerini de kullanmaktadır…



Detaylı bilgi için tıklayın >